yalcinsavuranbio.html
GALERI_2.html
yalcinsavuranyazi.html
yalcinsavuraniletisim.html

Lamelif’ in Sandığı 1

Ne zaman Beyoğlu’na yolum düşse İstiklal Caddesi’nin kalabalığından kaçıp ara sokaklara sığınırım. Bu arka sokaklarda İstiklal Caddesi’nin bol yaldızlı curcunasından ve aldatmacasından nispeten uzak, ufak nefes alma duraklarım vardır. Oktay’ın sahibi olduğu ‘Lamelif’ gibi. Lamelif çoğunlukla ikinci el kitapların satıldığı bir sahaf dükkanı. Dükkânın hemen girişinde, sağ tarafta bir sandık durur, içinde yüzlerce sahipsiz kalmış fotoğraf… Geçenlerde bir öğle sonrası Lamelif’e uğradım (kaçtım). Her seferinde yaptığım gibi sandığı karıştırmaya başladım. Fotoğraflar genellikle tek tek baskılardan oluşuyordu ama bu defa bir fotoğraf albümünden kopartılmış bir yaprak dikkatimi çekti. Siyah solgun yaprağın bir yüzünde altı fotoğraf, diğer yüzündeyse beş fotoğraf yerini almıştı. Beş fotoğrafın olduğu yüzde, belli ki yırtılarak kopartılmış iki fotoğrafın boşluğu vardı.Lamelif’in sahipsiz fotoğraflar sandığı bende hep bir nekropolde dolaşıyormuş hissi uyandırıyor. Başkalarının geçmişte kalan ve soluk siyah-beyaz tonlarındaki yaşamlarına; bir mezar taşına dokunurmuşçasına, bir yabancı olarak ben dokunuyorum. Mezarlarda isimler, tarihler, dualar ve kimi zamanda sözler vardır. Lamelif’in sandığındaysa suretler, kimi zaman bir tarih, kimi zaman ithaf edilen kişi, belki bir isim, bir not… Ve verilen pozlar.

Kenarları perforeli bir fotoğraf, bir trenin pencerelerinden sarkan üniformalı adamlar, ihtimalen askerler. Fotoğrafın üzerinde majiskürlü bir el yazısı; “1939 Samsun’dan Stajdan Dönüş, ağbime.” Askeri bir stajdan tekrar birliğe dönüş olsa gerek diye düşünüyorum. Vagon’un fotoğrafta yer alan en sağ penceresinde iki kişi. Biri kolunu pervaza dayamış, yüzü hemen hemen tamamen gölgede, diğeri sağ kolunu dışarıya doğru sarkıtmış ama parmaklara bakılırsa bir tedirginlik, bir gerginlik hissi. Gözüm soldaki pencereye doğru kayıyor, çünkü orada bir hareket görüyorum ve üstelik üst üste yığılmış beş kişi dikkatimi çekiyor ister istemez. Üçü fotoğrafı çekene doğru bakmakta, ikisi ileride bir noktaya. İleride bir noktaya bakanlardan biri sağ kolunu kaldırmak üzere, selam mı verecek yoksa başka bir şey mi anlatmak istiyor, bilinmez. Kol havada askıda kalmış. Bir sonraki pencerede dört kişi daha var ama en çok siyah gözlük takan dikkatimi çekiyor, belki pencerenin tam merkezinde yer aldığı için belki de gözleriyle buluşamadığım noktadaki büyük siyah boşluklardan dolayı . Tekrar dönüp baktığımda bu fotoğrafta beni en çok tedirgin eden şeyin ilk pencerede sarkan kol ve sahibinin yarı gölgeli yüzündeki hüzün ve üzüntü olduğunu görüyorum. Belki de biraz önce birinin elini tutmaktaydı ve el boşlukta kaldı. Önce dikkatimi çeken koldan yukarıdaki yüze doğru yöneldiğimde, o biraz hüzün biraz acı dolu yüzün fotoğrafı çeken kişiyle aslında hiç buluşmadığını görüyorum. Gözler kadrajın dışında bir yere dikilmiş bakmakta, sanki istasyondan ayrılmak istememekte. Sanki geri dönemeyeceği mecburi bir yolculuğa çıkmış gibi, yarı gölgeli.

Hemen bir altında yer alan üzeri yazılı portre fotoğrafına yöneliyorum. Üzerinde farklı bir kalemle yazılmış ama aynı el yazısı, özellikle ş’nin yazılış stilinden aynı kişinin yazdığı anlaşılıyor. Belli ki staja gitmeden önce çekilmiş ya da henüz staj başlangıcında. Üzerinde; Sevgili kardeşime 23-1-1939 Tarhan …. İmza. Tarhan’ın portre fotoğrafındaki ifadesine tekrar yöneliyorum. Omuzlar hafif içe dönük, bakış soldan dışa doğru, biraz ürkek, çekingen bir tavır. İnce çizgili geniş yaka bir ceketin içine giyilmiş kareli bir gömlek, en üst düğmesi iliklenmemiş. Saçlar çekimden önce düzgün taranmış. Işık hafif sağdan verilmiş, cephe ışığına yakın yumuşak bir ışık. Gölgeler neredeyse yok denecek kadar az. Yine de bu hafif tedirgin ifadenin altında bir dinginlik, sakinlik havası hissediliyor. Sanki büyük bir sessizliğin ardından çekilmiş bir kare gibi. Buradan tekrar vagonlu fotoğrafa yöneliyorum. Kolu dışarıya sarkmış adamın Tarhan olduğunu görüyorum.

Eylül 1939’da Almanlar, Polonya’yı işgale başladıklarında bütün dünya şaşkınlıklar içinde izledi ve ilk etapta kimse müdahalede bulunmadı.

Lamelif’te fotoğrafların ederi 50 kuruş!


*** Bu yazı Lamelif Sahaf’ tan alınan sahibi belirsiz bir fotoğraf üzerine yazılmış olup, http://www.kaatolye.com sitesinde yayımlanmıştır.