yalcinsavuranbio.html
GALERI_2.html
yalcinsavuranyazi.html
yalcinsavuraniletisim.html

Lamelif’ in Sandığı 5

Gökyüzünü kuzguni kaplamışlardı. Günbatımında kıyıdaki kavakların üzerinde toplanıp uçuyorlar, uçup uçup yeniden toplanıyorlardı. Kızıllığın, maviliğin dalgalarında simsiyah bir senfoni gibiydiler; alçalan, yükselen, dağılan, toplanan, tekrar dağılan… Dakikalarca sürdü karaların düğünü, sonra topluca gittiler. Uzun uzun baktı arkalarından, ertesi gün yine gelmek üzere köprüyü adımlayarak geçti.

Camın buğusunu kazağının bileğiyle sıvadı, baktı yol, yol hâlâ, gelen yoktu.

Yürüyorlardı bata çıka, altı kişiydiler. Sessizdiler, gözleri hep önlerinde, hep ufukta. Kumun içindekini ilk fark ettiğinde önce irkildi; hem üzüldü, hem de heyecanlandı. Yalnızca baş kısmı dışarıda kalmıştı. İlerledi, ilerledikçe çoğaldılar. Kimi büzülmüş, kimi iki büklüm, kiminin yarısı dışarıda, kimi baş aşağı, biri parçalanmış upuzun, kimini kavkılar kaplamaya başlamış, kimine bir ot sarılmış, ters dönmüş kimi… Şeffaftılar, maviydiler, kırmızı, turuncu ve yeşildiler. Kum üstlerini örtmek için çabalıyordu. Bir örtü gibi üstlerine serilmek, onları gizlemek, onları sarmak, onları yok etmek, yokmuş gibi göstermek için beyhude bir çaba. Ne yaparsa yapsın belli ki örtemiyordu, ya da kumun altı onlarla doluydu da…

Sessizdiler. Biri, “Bir koku mu var ortalıkta?” diye kendi kendine söylendi mi, yoksa hepsi aynı anda aynı şeyi mi düşündü! Eğildi, kuru bir otun sapını işaret parmağıyla orta parmağının arasına sıkıştırdı ve yukarıya doğru sıyırdı, tohumlar avucuna düştü. Avucundan bileklerine, kollarına, bedenine bir koku yayıldı; anason gibi, rezene gibi, ya da….

“Çakallar götürdü bir gece iki tanesini,” dedi yaşlı adam, “çakallar.”

İyi de suları nasıl geçti bu çakallar?

“Gözlerimle gördüm,” dedi adam, “ay vardı o akşam.”

Sular, sular çekildi belki o gece!

Sulara doğru yürüdüler, sessizdiler. Sulara baktılar. Dalları gördüler, gövdeleri, sapları gördüler, soğuk buz gibi kurumuş. Ayna olmuştu su, kollarını uzattılar dallara, dal oldu kollar, gövde oldu bedenler, üşümeye başladılar, üşüdükçe sarıldılar, suya yattılar uyudular, su oldular…

Kumlarda dört ayak izini gördüğünü kimseye söylemedi, söyleyemedi!

“Bir koku mu var etrafta?” diye biri seslendi! Duymadılar, arkalarına dönüp bakmadılar, bakamadılar.

Lamelif’te fotoğrafların ederi 50 kuruş!


*** Bu yazı Lamelif Sahaf’ tan alınan sahibi belirsiz bir fotoğraf üzerine yazılmış olup, http://www.kaatolye.com sitesinde yayımlanmıştır.